Kayıt dışı ekonomi ve şeffaflık: Türkiye’nin öncelikli problemi olarak gördüğümüz ve yasalara saygılı şirketlerin adeta cezalandırılmasına neden olan kayıt dışı ekonominin önüne geçilmesi yönünde adımların acilen ve kararlılıkla atılmasının sağlıklı bir ekonomik işleyişe büyük katkıda bulunacağı görüşündeyiz. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ederek gelir dağılımı daha adil, geniş bir vergilendirme tabanına sahip, haksız rekabetin önüne geçmiş bir Türkiye hedefinin öncelikli olduğunu düşünüyoruz. Diğer yandan, kuralların açık ve anlaşılır, uygulamada ayrımcılığa yol açacak yoruma açık içerikten uzak şekilde ortaya konması ve uygulamacı birimlerce yoruma mahal bırakılmaksızın, kanunda yer verildiği açıklıkta hayata geçirilmesi anlamında şeffaflık da bu çerçevede sağlanmasının gerekliliğine inandığımız bir diğer husustur.
Vergi ve teşvikler: Yatırımcılarımızın üzerinde büyük bir yük olan dolaylı vergilerde indirime gidilmesi konusunda atılacak adımların, kayıt dışılığın önüne geçilmesinde, yerli-yabancı ayrımı olmaksızın tüm yatırımcıların destek vereceği bir çalışma olacaktır. Teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi ve vergi sisteminin basitleştirilmesi bunun çok önemli parçalarıdır.
İstihdam ve eğitim: Bugün uluslararası doğrudan yatırımların çoğunluğunu oluşturan birleşme ve satın almaların yakın gelecekte yeni (greenfield) yatırımlara dönüşebilmesi için, Türkiye’nin istihdam üzerindeki prim ve vergileri rakip ülkelerle karşılaştırıldığında önemli bir dezavantaj oluşturmaktadır. Yatırımcıların gereksinim duyduğu kalifiye işgücü için yürütülecek çalışmalar da, aynı bütünün bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Eğitimde yabancı dil ve mesleki eğitim öncelikleri ile işgücünün ihtiyaçlara uygun hale getirilmesi temel öncelikler arasında yer almalıdır.
Fikri ve sınai mülkiyet hakları: Uluslararası standartlar benimsenmeden uluslararası entegrasyon mümkün değildir. Fikri ve sınai mülkiyet haklarındaki ihlaller, Türkiye’nin itibarını çok ciddi ölçüde zedelemekte, haksız rekabete neden olmaktadır Mevzuat ve özellikle uygulamada uluslararası standartların benimsenmesi hedeflerden biri haline gelmelidir. Marka koruması alanında, tüketiciyi aldatan durumların ortadan kaldırılması da öncelikli olarak ele alınmalıdır. Son dönemlerde veri koruması konusunda yapılan mevzuat düzenlemelerinde uygulamadaki eksikliklerin giderilmesine ihtiyaç vardır. Hukuk reformunun gerçekleştirilmesi bu hakların korunması açısından son derece önemlidir.
Ar-Ge / Yatırımlar ve Teşvikler: Rekabetçi gücü artırabilmenin en önemli ve kalıcı ayaklarından biri, teknoloji ve Ar-Ge konusudur. Ar-Ge teşviklerine bütçeden ayrılan payın son yıllarda artırılmış olması sevindirici bir gelişmedir. Türkiye’nin Ar-Ge kapasitesinin gelişmesi ve bu alana yönelik yatırımların da çekilebilmesi için bu teşviklerin devamı, yaygınlaştırılması ve etkin kullanımı yönünde çabaların sürmesini diliyoruz.
Türkiye’nin “özellikle yeni yatırımları teşvik edecek şekilde” Doğrudan Yatırım Yeri olarak çekici kılınması: Son yıllarda büyük bir artış gösteren doğrudan yabancı yatırımların, orta ve uzun vadede devamlılığı, Türkiye’nin yeni (greenfield) yatırımlar için bir üs haline gelmesine bağlıdır. Katma değeri yüksek, teknoloji ağırlıklı ve üretime dönük yeni yatırımlar çekmek, Türkiye’nin geleceği için kritik önemdedir. Bu kapsamda, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın çalışmaları etkinliğini artırarak sürdürmelidir. Yeni (greenfield) yatırımların ülkemize gelebilmesi için Türkiye’nin vergide de, teşvikte de rekabetçi sistemler geliştirilmesi gerekmektedir. Büyük ve istihdam yaratan yeni yatırımlar istiyorsak rekabet halinde olduğumuz ülkelere göre avantajlar oluşturmak zorundayız.
Avrupa Birliği: Diğer tüm öncelikli konularımızda gelişme kaydedilmesi Türkiye’nin AB üyelik müzakere sürecinde de yolunu açacak gelişmeler olacaktır. Tüm bu gelişmelerin sağlanabilmesi ve ülkemizin dünyada en öncelikli yatırım noktaları arasında sürekli yer alabilmesi Avrupa Birliği’ne tam üyelikle sonuçlanacak müzakerelerin başarıyla sürdürülmesine bağlıdır. AB üyeliği konusunun gündemden düşmemesi, müzakere sürecine ilişkin çalışmalar ve lobi faaliyetlerine hız kaybetmeden devam edilerek gündemdeki önceliğini koruması son derece önemlidir.