ULUSLARARASI DOGRUDAN YATIRIMLAR DEGERLENDİRME RAPORU
Temmuz 2007
DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ULUSLARASI DOGRUDAN YATIRIMLARDA
SON DÖNEM GELİŞMELER VE 2006 YILI DEGERLENDİRMESİ
Küresel dogrudan yatırımlar açısından 2006 yılı, 2000 yılındaki rekor seviyeye en çok yaklasılan yıl olmustur. Gelismekte olan ülkelerin de uluslararası yatırımlarda kaynak ülke konumunu gelistirmesi ve özellikle özel hisse (private equity) fonları gibi kollektif fonların satın alma ve birlesmelerde artan rolü son dönemde uluslararası yatırımların önemli karakteristikleri arasındadır.
Devam eden küresel ekonomik büyüme, artan sirket karları, genel olarak düsük faiz oranları, yüksek hisse ve emlak fiyatları ve artan sınır ötesi birlesme ve satınalma islemleri UDY akımlarındaki artıs trendinin devam edecegi yönündeki tahminleri güçlendirmektedir. Bununla birlikte, bazı gelismis ülkelerdeki cari hesap dengesizlikleri, yüksek enerji maliyetleri ve finansal piyasalardaki muhtemel bir daralma dogrudan yatırımların gelecegi açısından belirsizlik yaratan risklerdir.
Korumacı Yaklasımlarda Artıs
Uluslararası yatırımlar açısından dikkati çeken bir gözlem de genelde küresellesme ve beraberinde yabancı yatırımlara karsı bazı ülkelerde kamuoyunda olusan rahatsızlıklar sonucu özellikle de birlesme ve satınalmalara yönelik sınırlamaların, korumacı politikaların gündeme gelmesidir. Fransa ve Almanya’da “güvenlik” temelinde yabancı yatırımların erisiminin kısıtlandıgı sektörlerin oldugu kapalı listeler olusturulurken, ABD Kongresi’nde de nasıl düzenlemeler getirilebilecegi gündemdedir. Çin’de bazı sektörlerde sınır ötesi birlesme ve satın alma prosedürleri zorlastırılmıstır. Rusya ve Hindistan’da “hassas” sektörlerdeki yabancı kontrolü gözden geçirilirken, Latin Amerika’da kamulastımaların yeniden canlandıgı görülmektedir.
Konu ile ilgili OECD tarafından 30 Mart’ta Paris’te düzenlenen yuvarlak masa toplantısında çesitli ülkelerin gerek anti-tröst yasaları gibi aslında yatırım politikası ile dogrudan ilgili olmayan mevcut mevzuatı gerekse yeni düzenlemeleri “stratejik” alanları korumaya yönelik olarak uygulaya koyduklarına dikkat çekilmistir. Korumacılık, 7 Haziran’da Heilingendamm’da yapılan son G8 Zirvesi’nin deklarasyonunda dikkat çekilen konular arasında da yer almıs, korumacı önlemlerin getirecegi maliyetlerin ve küresel ekonominin canlılıgına yapacagı etkilerin iyi degerlendirilmesi gerektigi vurgulanmıstır.
UNCTAD’ın 2006 yılı için açıkladıgı geçici verilere göre, uluslarararası dogrudan yatırım (UDY) akımlarının, 2000 yılındaki 1.4 trilyonluk zirvenin ardından yasanan düsüsten sonra en yüksek seviyesine ulasarak, 1.2 trilyon dolar olarak gerçeklestigi tahmin edilmektedir. Yine geçici verilere göre, gelismis ülkelere UDY girisleri 2005 yılına oranla %48 artmıs ve 800 milyar dolara ulasmıs; gelismekte olan ülkeler ise %10 artısla 368 milyar dolar UDY çekmistir. 2006 yılında 177 milyar dolar ile ABD en fazla UDY çeken ülke olurken :ngiltere ikinci ülke olarak takip etmistir.
Bölgesel olarak bakıldıgında, AB-25 ülkeleri 2006 yılında toplam UDY girislerinin %45’ini çekmistir. Yeni üye 10 AB ülkesine UDY girislerindeki artısın Avrupa genelindeki artısın oldukça altında kalması dikkat çekicidir. Avrupa’da yatırım yerlerinin yeni üye Dogu Avrupa ülkelerine kaydıgını gösteren belirgin bir trend gözlenmemektedir. Risklerdeki azalma, ticaretin serbestlesmesi, Euro kullanımına geçilmesi ve yapısal fonlar bu ülkelerin yatırım çekmeleri açısından artılar olustururken, üyelik sonrası reform ortamında görülen gevseme, kur ve isgücü maliyetleri üzerinde artıs yönünde bir baskı olusması, bazı özel tesviklerin kaldırılması ve bazı AB uygulamalarının sirketler üzerine getirdigi ekstra yükler UDY açısından dezavantajlar yaratmıstır.
Asya ülkeleri ise gelismis ülkeler arasındaki payını %59’dan %63’e çıkararak dogrudan yatırımlar açısından cazibesini güçlendirerek korumus, Çin, Hong Kong (Çin) ve Singapur bölgede basta gelen ülkeler olmustur. Türkiye ve yine petrol ihracatçısı Ortadogu ülkeleri de kıtanın diger yüksek oranda dogrudan yatırım çeken ülkeleri olmustur. Asya ülkeleri, çokuluslu sirketlerle yapılan anketlerde en çok tercih edilen yatırım yerleri olarak görünmeye devam etmektedir. Nedenlerin ise sadece ucuz isgücüne degil, AR-GE faaliyetleri açısından kalifiye isgücüne de dayalı oldugu görülmektedir. Diger bölgelerde ise petrol zengini Afrika ülkelerindeki yatırımlarda artıs görülürken, Latin Amerika’da bir durgunluk gözlenmis, baslıca ülkeler yine Meksika ve Brezilya olmustur.
Dokümanın tamamını indirmek için tıklayınız.